|
Kapıyı sessizce kapattı ve salona geçti. Havada o âşık adamın parfümünün kokusu asılıydı. Bir ölünün kokusu. Sehpanın üzerindeki paketi aldı ve kağıdını yırttı. Pencerenin kenarındaki koltuğa ilişti. Gümüş işlemeli bir çerçevenin içinden hâlâ yaşıyormuşçasına gülümseyen gözlerin sahibine baktı uzun uzun. Resmi göğsüne bastırdı ve kendi kulaklarının bile duyamayacağı kadar kısık bir sesle fısıldadı:
“Affet bizi Yasemin. Hepimizi affet.”
***
Bir veda ancak; masumiyeti kadar ölümsüz ve ancak; mahkûmiyeti kadar huzursuzdur. Bir veda ancak; giden, kalanı kusuruyla yüzleştirmeyi başarabildiğinde kusursuzdur. Hayatının yarısını sağır yaşayanlar, diğer yarısını dilsiz yaşamayı göze alacaklardır. Çünkü vaktiyle sesini duyuramamış olan vicdan, günü geldiğinde daha yüksek sesle konuşup, sahibinin karşında bir intikam gibi duracaktır! Ve insan, her koşulda ve her şeye rağmen suçunu bir başkasının üzerine yıkmak üzere donatılmıştır; ta ki bugünün, düne dönüşü imkânsız bir uzaklık olduğunu anlayıncaya kadar...
***
İnsan ilişkileri ve iletişimsizlik hakkında derin ve soluk soluğa bir roman "Kusursuz Veda". Kendisini sorgulayan ve vicdanıyla hesaplaşabilenler için, okuyucusunu karşısına davet eden bir boy aynası hatta...

|